Kitaplar Kitaplardan Sözler Okunmalı

Mustafa Kemal Şirket Yönetseydi

Uzun zamandır iş dünyası ile ilgili bir kitap okumayan bana ilaç gibi gelen bir kitap: Mustafa Kemal Şirket Yönetseydi. Artık reklamcılık, dijital ya da şirket yönetimi ile ilgili kitaplar eskisi gibi keyif vermiyor bana belki de çoğunun içini boş buluyor olmamdan sebep de olabilir. Öyle yapın, böyle yapın demek yerine Mustafa Kemal Atatürk’ün kişiliğini bir nevi analiz ederek, davranışlarını ve durumlara, insanlara yaklaşımını örneklerle anlatan bu kitap çok daha ufuk açıcı oldu benim için.

Kitapçıda dolaşırken raflarda uzaktan gözüme çarpmış, yönümü değiştirip,  hemen elime alıp incelememe neden olmuştu. Zaten Koray Tulgar’ın kitabın teşekkür kısmında Mümin Sekman’ın öneri ve yönlendirmesi ile yazdığını okuyunca doğru bir seçim yaptığımı anladım. Kitabı yalnızca Musfata Kemal Atatürk’ün tarihin nadiren türde göreceği bir asker, lider ve yönetici olduğu için okunmamalı, bu kitap aynı zamanda tarihi ve o koşullarda verilen stratejik kararları, yönetimsel kararlarla çok güzel harmanladığı için okunmalı. Benim bu kitabı alırken aklımdan hadi bu gazla ben de şirket yöneteyim” diye bir şey geçmedi. Bu kitabı özellikle liderlik ve yöneticiliği ile koca bir ülkenin kaderini çok daha iyi bir geleceğe taşıyan adamı, bir şirket yöneyseydi o şirketi başarıya ulaştıran adımlar nasıl olurdu bunları hayal etmek için okudum. Zaten hedefiniz her ne ise onun için stratejinizi belirlemeniz, elinizdeki tüm kaynaklarının amaca en uygun şekilde yönetilmesi, hedefinize ulaşmanızı sağlayacak engelleri kaldırmanız gibi kıstaslar varken bu kitabı sadece bir iş yönetim kitabı olarak okumamak gerekiyor. Bir nevi hayat dersi olarak adlandırılmalı. Bu konuda da onun gibi çok az insan olduğuna inanıyorum. Neredeyse yok olmaya yüz tutmuş bir ülkeyi baştan yarattı. Yazarın da bahsettiği gibi bir yorgun milleti, “hep yok, hiç yok” durumundan bugünlere getirdi. Koskoca ülkeyi yöneten Mustafa Kemal gibi insanların sayısı ülkemizde artsa en gelişmiş ülkelerden biri olurduk. Olamadık hatta gittikçe geriye gidiyoruz. Fakat umutsuzluğa asla yer veremeyiz. Sosyal yaşamda, iş yaşamında, ülkemiz için en çok da kendimiz ve çevremizdekiler için hep daha iyiye ve ileriye bakmak ve ona göre hareket etmeliyiz. Umutsuz ve karamsar olacak biri var ise Atatürk olmalıydı, o ise en kötü zamanlarda bile çözüm odaklı yaklaştı. Bizim asla o günün koşullarına benzemeyen bir nevi rahat hayatlarımızda suratımızı asmamız kendimize ve ona büyük saygısızlıktır, şımarıklıktır. Rahata alışan , oturduğu kürelerin üstünden bilmişlik taslayan insanlar olmak yerine çalışkan ve örnek bir insan olmamız gerekiyor. Çalışkanlık denince sadece okul ve iş yaşamının kast edildiği anlaşılmasın. Hayatın her alanında özverili olmalıyız. Peki neden? Çünkü bildiğimiz gibi tek bir hayatımız var, onu olabildiğince dolu yaşamalıyız.

Kitaptan notlara da bakalım

Kitabı okurken bana yol gösteren ve unutmak istemediğim kısımları not aldım. Sizlerle de paylaşmak büyük bir keyif benim için. Tam da şu an yanımda güzel sıcak bir kahve var. O zaman başlayalım 🙂

Öncelikle aşağıdaki soruyu sık kullandığımız bir ajanda ya da dosyaya kaydetmeli ve kendimize belirli aralıklarla sormalıyız. Bunun herkesin cevaplaması gereken bir soru olduğunu ve kendimizi tanımamız için ayna görevi gördüğünü düşünüyorum:

“İşim (ünvanım, rütbem vb.) olmazsa ben kimim? Vereceğiniz cevap sizin gücünüzü veya zayıflığınızı size gösterecektir. 7-8 Temmuz 1919 gecesi, Mustafa Kemal bir kalemde ordudan istifa etmesini bilmiştir. Üzerinde üniforması yokken verdiği emirlerin hepsine herkes uymuştur. Çünkü emirleri veren omuzlarındaki apoletler değil, Mustafa Kemal’di.”

Devam edelim. 🤓 Kitap öncelikle Mustafa Kemal’in yönetim davranışları incelendiğinde iki kilit yönetim yaklaşımını çok iyi bir dengede kullandığının görüldüğünü yazıyor ve genel olarak kitabın inşası bu iki temel yönetim yaklaşımı üzerinden devam ediyor. Bunlar:

  1. Katılımcı Yönetim Yaklaşımı
  2. Kararlı Yönetim Yaklaşımı

Katılımcı yönetim yaklaşımı ile kast edilen kısaca çalışanların, beraber sizinle aynı yolda yürüyenlerin, size takip edenlerin görüşlerini alarak kararlar almaya deniyor. Burada en önemli nokta empati kurabilmek yani kişilerin düşüncelerini anlamak ve olaylara onların gözünden bakabilme becerisi oldukça önemli. Bir diğer önemli nokta da insanları dinler gibi yapmamak, aktif dinleyebilmek. Yani karşınızdaki ne söylerse söylesin dinlemek, görüşmeyi onun yönlendirmesine izin vermek fakat karşınızdaki kişinin mızmızlanmalarına sürekli sabır göstermek de değildir.

Kararlı yönetim yaklaşımı ise koşullar ya da kişilerin görüşleri uygun olmasa bile zor kararları alabilmek, bunları söyleyebilmek ve hayata geçirebilmeyi ifade ediyor. İlk yaklaşım insanlara daha sempatik gelebilir fakat sadece katılımcı yönetim yaklaşımı ile yönetemezsiniz. Yeri geldiğinde tecrübelerinize, hislerinize güvenerek alınması gereken kararları alma cesaretini gösterebilmelisiniz. Bu durum bazen çevrenizdeki insanların hoşuna gitmeyebilir fakat sizinle aynı yolda yürüyenler zamanla anlayacaklardır.

Mustafa Kemal’in kullandığı cesaret, hem karar vermek hem de kararı uygulamak olarak iki şekilde ortaya çıkar. Onun bir yönetim sanatı olarak uyguladığı cesaret, en temelde bilinmeyene karşı hareket edebilme, karşı koyabilme ve harekete geçebilme cesaretidir. Aşağıda bununla ilgili yine kitaptan aldığım bir söz var, ben çok seviyorum.

Kitapta  Mustafa Kemal’in yaptığı her harekette çoşkulu davranması üzerine davranışlarından örnekler yer alıyor. O örneklerden sonra bir de Henry Ford’un sözüne yer vermiş. Bu sözdeki çoşku bile insanı çoşkulandırabiliyor.

“İnsanları çoşkulu görmek istiyorum, çünkü destanları ancak çoşkulu olanlar yazar. Çoşkulular her engeli aşar. Çoşku, gözünüze ışıltı verir, yürüyüşünüzdeki salınımı değiştirir, arzunuzu arttırır ve yeni düşünceler üretmenizi sağlar. Çoşkulu kişiler savaşçıdırlar, azimlidirler, kolay yıkılmazlar. Tüm gelişmelerin temelinde çoşku yatar. Çoşkulular başarırlar, çoşkusuzlar mazeret ararlar…”

Ne kadar doğru değil mi? Oysa bugün çoğumuzun çoşkusu yok, umudu yok. Bizim pozitif olmamız lazım. Bunun için de önce bize negatif enerji veren her şeyi ortadan kaldırmaya ya da görmezden gelmeye çalışmalıyız. Dikkatinizi dağıtacak ya da enerjinizi düşürecek insanlara hayatınıza dahil etmeyin.

Çalışanlarda mükemmelik beklemek ve mükemmeli başarmaya çalışmak üzerine Mustafa Kemal ile verilen örneklerin sonrasında bu sözleri destekleyici bir Harvard Business Review yazısı yer alıyor. Sterling Livingstone’un yazdığı makalenin kısalttığım kısmını da paylaşmak istiyorum.

Bir kişinin beklentileri diğerinin davranışlarını biçimlendirir. Eğer yöneticinin yüksek beklentileri varsa, çalışanlar büyük olasılıkla mükemmeleşeceklerdir. Eğer beklentiler düşükse çalışanlar daha kötü performans sergileyecektir.

Buarada tabii ki kast edilen çalışanlarına hiçbir şey sunmayan ve kendini geliştiremeyen yöneticilerin ve liderlerin çalışanlardan sürekli bir şeyler beklemesi değil. Zaten makalenin devamında yapılan bir araştırmayı da anlatıyor. Yöneticileri iyi olan takımların başarılı olduğu, zayıf olanların ise doğal olarak başarısız ve motivasyonsuz oldukları görülmüş. İyi bir yönetici değilseniz, insanları motive etmiyorsanız onlardan çok da bir şey bekleyemezsiniz onların da sizlerden bekleyemeyeceği gibi…

Kitabın ortalarında Atatürk’ün durum analizini nasıl çok iyi bir şekilde uyguladığından örneklerle bahsediyor. Onun analiz ettikten sonra alacağı kararlarda sık sık şu cümlelere rastlandığını da not düşmüş. Aşağıdaki cümle  o dönemlerde cepheler için çok önemli olduğu gibi aslında bir karara vardığımız her durum için de geçerli.

“Daha kesin karar verecek kadar bilgi alınamadı”

“Mustafa Kemal Yönetici Olsaydı Yönetim Felsefeleri Neler Olurdu?” bölümünün her biri tek tek açıklanan maddelerini de buraya kısaca not düşmek istiyorum:

Mustafa Kemal yönetici olsaydı işletmesinde hangi işletme felsefelerini/tarzlarını uygulardı?

  • “Maddi sermaye” yerine “entelektüel sermayeyi” ön plana çıkararak çalışmalarına ağırlık verirdi. Bununla ilgili güzel bir sözü de var “Bunlar silah arıyor ama biz oraya kafamızı götürüyoruz” alın işte
  • “Milli – coğrafi” sınırlar yerine tüm dünyayı düşünerek çalışırdı.
  • Seri üretim yerine yalın üretim uygulardı.
  • Kısa vadeli planlar yerine uzun vadeli planlar yapardı.
  • Üç sigmadan altı sigmaya geçişi sağlardı.
  • Minimum stok yerine tam zamanlı üretim yapardı.
  • Bireysel kararlar ve sorumluluklar yerine, kolektif kararlar ve sorumluluklara yani takım çalışmasına önem verirdi.
  • Yöneticilik yerine girişimciliğe önem verirdi.
  • Dikey organizasyon yerine yatay organizasyon uygulardı.
  • Emir komuta sistemi yerine futbol Teknik direktörü gibi çalışırdı.
  • Klasik pazarlama yerine ilişkisel pazarlama uygulardı.
  • Çağın gerektirdiği tüm yönetim tekniklerini inceler ve uygun olanları eksiksiz bir şekilde uygulardı.
  • Hem rakipleri hem de çalışanları ile sosyal ilişkileri geliştirirdi.

Mustafa Kemal’in hayatındaki olumsuzlukları nasıl yendiğini aynı zamanda kısa bir dille özetlemiş.

Bilinen bir deyişle ona “ordu yok” dediler, “kurulur” dedi, ona “para yok” dediler, “bulunur” dedi, “düşman çok” dediler, “yenilir” dedi. Ve sonunda tüm dedikleri oldu.

Mustafa Kemal’in azmi, koşullara karşı bulduğu çözümler, çoşkusu ve  o kadar ters giden duruma rağmen sonucunda kazanmasını bu söz çok güzel özetliyor değil mi?

Goethe diyor ki: ” Tüm inisiyatif ve yaratma eylemleriyle ilgili tek bir basit gerçek vardır. Kişi kendini gerçekten adadığı anda “kader” de harekete geçmektedir.”

Kitaptan alıntı yapacak çok fazla nokta var. Fakat okuyacak olanların keyfini kaçırmak istemiyorum. Yukarıda bazı yazdıklarım ancak kitap okunurken anlaşılabilir ya da daha iyi pekişecektir. Çünkü önceden bahsettiğim gibi tarihsel olaylardan örnekler de veriliyor. Sonuç olarak bu kitap dünyanın gelmiş geçmiş en büyük önderlerinden biri olan Mustafa Kemal Atatürk’ten örnekleri size sunarak şirket yönetimini, gerçek anlamda insanları yönlendirmeyi , takım olabilmeyi, insanlara öncülük edebilmeyi anlatıyor. Hayatınızda her ne amaçlıyorsanız, hedefleriniz ile insanlarda çoşku yaratmanız ve yolunuzda keyifle ve inançla ilerlemenizi diliyorum. Azimle ve çoşkuyla ilerleyin, sevgiyle kalın!

You Might Also Like

Daha önce yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapmak ister misiniz?

Bir yorum yazın: