Kitaplar Okunmalı Yaşanmalı

Kitapları Koruyan İnsanların Hikayesi

Geçtiğimiz ay yabancı bir haber kanalında belediye temizlik işçilerinin çöpe atılan kitaplardan bir kütüphane yaptıklarını gördüm. Bu haberin bizim ülkemize ait olduğunu gördüğümde ise sevindim, gurur duydum ve duygulandım. Şimdi bu yazıyı yazarken bile duygusallaşıyorum çünkü bana göre hikayesi çok güzel.  Hikaye şöyle Çankaya Belediyesi, İmrahor Mahallesi’nde atıl halde bulunan eski tuğla fabrikasını çöp toplama şantiyesine çeviriyor. 1970’li yıllardan kalma binanın dış dokusuna müdahale etmeden iç kısmı güzelleştiriyorlar. Bu proje içerisinde belediye işçileri için berber, dinlenme odası gibi kısımlar da var. Sonrasın da ise insanların çöplere attıkları kitapları değerlendirme fikri geliyor. Temizlik işçileri gece vardiyalarında çöp kenarlarından topladıkları kitaplardan kütüphane oluşturuyorlar. Zamanla daha çok belediye işçisi vakitlerini değerlendirmek için oraya gitmeye başlıyor. BBC ‘de Fundanur Öztürk’ün yaptığı haberde ise bir temizlik işçisi, belediyede bir aydır şoförlük yaptığını ve her vakit bulduğunda oraya gitmek için can attığını söylemiş. Bir başkası da bilinçli ve düşünceli bazı insanların kitaplarını çöpün içine atmayıp poşetle çöpün yanına koyduğunu söylemiş. Böyle kitapları görünce mutlu olduklarını ve hemen kütüphanelerine götürmek istediklerini söylemiş. Böylelikle temiz kitaplar müdahale gerektirmeden raflara yerleştirilebilir. Hatta zamanla insanlar kitap bağışlamaya da başlamış ne güzel değil mi?

https://www.facebook.com/sbsnews/videos/10156051490478686/

 

Şimdi şöyle düşünün keşke her belediye, muhtarlık siyasi duruşlarını umursamadan bu çalışmayı örnek alsa ve daha çok insan kitap okumaya teşvik edilse? İnsan kitapları bir başkasının keyifle okumak isteyebileceğini düşünse ve çöpe atmasa? Eski binalar keyifle oturulan, insanlara bir şeyler katan mekanlara dönüşseler güzel olmaz mıydı? İnsan doğasında yakıp yıkmak, alt etmek ve hep türünü devam etmek olsa da insan dediğim varlık aynı zamanda çok güzel şeyler de üretebiliyor. İstese her şey minimum ölçüde tüketilip, her zaman değerlendirilerek sonraki kuşaklara aktarılabilir. Sadece daha çok proje ile insanların teşvik edilmesi gerekiyor. Çünkü bugün maalesef insanlar teşvik edilmeden ilerleyemeyecek kadar bitkin bir ruha sahipler. Birilerinin içindeki ateşi uyandırması gerekiyor. Ne mutlu güzel fikirler üreterek başkalarını da aydınlatan bilen insanlara.

 

 

You Might Also Like

Daha önce yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapmak ister misiniz?

Bir yorum yazın: