Kitaplar Kitaplardan Sözler Okunmalı

Charles BukowskI – Sıcak Su Müziği

Uzun zamandır bir Bukowski kitabı okumamıştım. Zaten bana göre Bukowski, hiçbir zaman olsa da okusam dediğim bir yazar olmadı. Bunu kötü anlamda ifade etmek için demiyorum. Bukowski’nin tarzı genel olarak benim okuduğum kitap tarzına pek yakın değil. Bu yüzden kitaplarını yine  ilgiyle okuyor fakat okuma aralıklarımın arası biraz uzun oluyor. Charles Bukowski kimine göre  uçlarda yaşamış, pek de örnek alınamayacak bir yazar görülse de seveni de çok olan bir yazar. Bazen sert ve küfürlü tarzıyla herkese uygun olmadığını her zaman hissettiren bir yazar zaten onun da beni herkes okusun, herkese hitap edeyim diye bir düşüncesinin olduğunu hiçbir zaman düşünmedim. Bunu ona söylesem alacağım cevap yine bir küfür olurdu sanırım J Onu, toplumda kibar olmak zorunda olmadan içinden geldiği gibi yaşayan ya da yaşamdan dolayı o hale gelen bir insanın profilini yani kendini iyi anlatan bir insan olarak görüyorum. Yeraltı edebiyatının temsilcilerinden biri olarak eleştirel, kimine göre ahlaksız, kimine göre de doğal aynı zamanda da otorite karşıtı çizdiği profil, insanlara oldukça samimi geliyor. Böyle yazarlar, yaşam tarzımıza uymasa da toplumun içindeki karmaşanın, haksızlığın, sevgiden yoksun olan insanların yaşamını daha iyi anlamamızı sağladığı için de okunmalı.

Hiç de kolay bir hayatı olmayan Bukowski’nin aynı zamanda zor bir çocukluk yaşadığını, yazarın kitaplarını okuyanlar bilirler. Alman anne ve asker bir babanın çocuğu olarak aile bağları da hiçbir zaman kuvvetli olmamış. Babasının gaddarlığı, yaşanan büyük ekonomik buhran onu içine kapanık olduğu kadar eleştirel bir insan da yapmış. Çoğu insandan uzak duran ama kadınlarla vakit geçirmeyi her daim seven, alkole düşkünlüğü ile bilinen biri haline gelmiş. Neyse iyisiyle kötüsüyle arkasında okunası eserler bırakarak 94 yılında aramızdan ayrıldı. Ben de onun kitaplarına uzun bir ara verdikten sonra raftan bir tane alıp okumak istedim ve kısa öykülerinin olduğu “Sıcak Su Müziği” kitabını seçtim. Kısa olduğu için yolda, molalarda okuyarak su gibi geçti gitti. Bende çok iz bırakacak bir kitap olarak zihnimde yer etmiş midir? Hayır ama eğer Bukowski okuyan biri iseniz bu kitabını da okuyabilirsiniz. Bu kitabında yine hayatından izlere rastlayacaksınız. Babasından, babasına karşı bakış açısından, cinselliğe ve kadınlara karşı yaklaşımından izler, bazen sizi rahatsız edecek.

Ben açıkcası argo sözcüklerden dolayı kitaptan paylaşmaya değer çok fazla alıntı alamadım. Alabildiklerimi sizinle paylaşmak istiyorum.

“Yazar olmanın güçlüğü burdaydı, asıl güçlüğü – boş zaman, fazlasıyla boş zaman. Yazabilmek için içinde bir şeylerin birikmesini beklemek zorundaydın ve beklerken deliriyordun ve delirirken içiyordun ve içtikçe deliriyordun. Yazar veya ayyaş olmanın gıpta edilecek hiçbir yanı yoktu.”

”Bazen dehşetin dibine inersin, ümidi kesersin, ama ölmezsin.”

“Acı çekmek için ayyaş olmak, bir kadın tarafından sıfırlanmak gerekmiyordu, ama acı çekip ayyaş olunabilirdi. Bir süre, gençlikte özellikle, talihin senden yana olduğunu sanabilirdin, bazen senden yanadır da gerçekten. Ama senin farkında bile olmadığın ve senin aleyhine işleyen bir takım ortalama hesaplar ve kanunlar vardır, her şeyin yolunda gittiğini sandığın zamanlarda bile. Bir gece, sıcak bir Perşembe gecesi o ayyaş sen oluverirsin, sensin o ucuz pansiyon odasında olan ve daha önce o odalarda olmuş olmanın da bir yararı olmaz, daha da kötüdür hatta, çünkü bir daha bu duruma düşmemeye karar vermişliğin vardır. Bir sigara daha yakmaktan, bir içki daha içmekten, o sıvası dökük duvarlarda bir çift göz, bir çift dudak aramaktan başka bir şey de gelmez elden.”

“— Tanrı’ya inanır mısın ?”
“Senin inandığın Tanrı’ya inanmam.”

“Şevkat içinde var zaten. Şevkati yeterince beslersen bir sonraki adım aşık olduğunu sanmaktır.”

You Might Also Like

Daha önce yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapmak ister misiniz?

Bir yorum yazın: