Filmler İzlenmeli

Toplum yaratıcılığımızı nasıl öldürür?

Alike kısa filminde bir baba ve çocuğunun daha mutlu bir yaşam için topluma karşı nasıl ayakta durmaya çalıştıklarını anlatıyor.

Ufak bir çocuk olduğumuz zamanları hatırlayın. Tek derdimiz evde, sokakta, misafirlikte kısacası bulunduğumuz her yerde oyun oynayabilmekti. Boyama kitaplarının sınırları hayal dünyamıza yetmezdi  bu yüzden duvarlar gözümüze ayrı bir güzel görünürdü. İçimizden birçokları bu uğurda poposuna şaplakla odasına yollanmıştır. Oynadığımız oyuncaklarda türlü türlü yenilikler yapardık. Ya bir bebeğin saçına  ya da kıyafetine yeni bir model ya da tamamen bebeğe yeni bir kafa takardık olur biterdi. Bizim hayal dünyamızda her şey mümkündü. Parkta, kumsalda saatlerce kumla oynar bir inşaat mühendisi edasıyla önce yapar sonra da içine otururduk. Yaptığımız şeyleri bozmak, bozduğumuzdaki görünüşlerini incelemek ayrı bir keyif verirdi. Koltuk minderlerinden az mı çadır oldu? Oklavalar ilk ışın kılıçlarımızdı. Bunlar sadece hepimizin hayatında yer alan basit örnekler fakat hepsi bambaşka bir hayatın ve birbirinden güzel şeylerin önünü aralayabilecek şeylerdi. Peki bu çocuklara ne oldu? Hepimiz büyüdük, büyümenin çocukluğunda yaptığın şeyleri yapmayarak olabileceğini öğrenerek büyüdük.

Bugün modern yaşamda hepimiz  9-5 çalışıyoruz, “10 Adımda Daha İyi Bir Kariyer” zırvalıkları ile beyinlerimiz yıkanıyor. Şöyle yaparsan mutlu olursun, böyle yaparsan zengin olursun hayalleri ile içimizdeki isyan bayrağını çekmeyelim diye sinsice bizleri bastırıyorlar. Bir tutam umut ekle gitsin, böylelikle sisteme kendini çoktan teslim etmiş, artık sorgulamayan bir beyin tam da toplumun istediği gibi davranacaktır. Maalesef ki hayatımızı para ile döndürdüğümüzden sebep işe zorla gidip geliyor, sabahları uyanmak bile istemiyor, işten çıkacağımız son dakikayı iple çekiyoruz.   Hatta bazılarımız iş kanunun dışına çıkan şartlarda çalıştırılıyor. Çalışanını her gün fazladan 30 dakika çalıştırdığı için sevinen, küçük hesapların patronları sonra işlerim neden büyümüyor diye dizlerini dövüyor. Bu konu üzerine yazsam sayfalarca yazarım ama bazen yazmaya gerek yoktur. İşte iki ispanyol film yapımcısının hazırladığı ödüllü Alike kısa filmi her şeyi açıklıyor. Hiçbir sözün geçmediği kısa filmde izleyerek doğru sonuca ulaşıyorsunuz.

Alike bize şunu hatırlatıyor; evet, toplum yaratıcılığımızı öldürüyor fakat bu önce ailede başlıyor. Bir zamanlar bizler gibi çocuk olan anne babalarımızda ve onların ailelerinde. Onlar toplumun bu etkisinden sıyrılamadan bizleri büyütürken özgür ve yaratıcı bir beyin olarak kalabilmek sadece farkındalıkla olabilecek bir şey. Bu da ancak sorgulayan bir beyin ile olabilir. Sisteme kendini çoktan teslim etmiş bir zihin belki de halinden memnun bile olabilir. Alike’da baba durumunun farkında bile değildir, ona göre normal olan onun bildiği şekilde olandır. Ama bir şekilde bunun farkına varır ve işte o kırılma noktası her şeyin çözümü olur. Ne mutlu animasyondaki o çocuk gibi kalabilenlere.

Bu arada kısa bir not, Alike yayınlandığı günden beri tam 81 ödül topladı. Yapımcıları Daniel Martínez Lara and Rafa Cano Méndez, kısa filmin ailelerde ve çocuklarda düşündürücü ve hayatlarını değiştirici bir etkisinin olmasını umut ediyor. Bence amaçlarına ulaşmışlar umarım daha fazla kişi izler ve zaten bilip de kendilerinden sakladıkları bu gerçeği değiştirmeye çalışırlar.

You Might Also Like

1 Yorum

  • Reply
    Tuba Günsever
    15 Ağustos 2017 at 10:05 AM

    Gerçekten çok tatlı bir animasyonmuş aynı zamanda iç burkuyor 🙁

  • Bir yorum yazın: