Genel İzlenmeli

RIdley Scott Sevenler Buraya: The Terror

Alien, Blade Runner, The Martian, Gladiator, Hannibal gibi hayatımızda yer etmiş, bize gerçek film keyfini yaşatan filmlere imza atmış bir yönetmenin elinden bu sefer harika bir dizi çıktı: The Terror. Kitap, oyun, film derken Scott’ın bu yeni dizisi cidden ilaç gibi geldi. Diziyi ben duymamıştım, tavsiye üzerine izledim. İzlerken uzun zamandır hatırlamadığım için ne istediğimin farkında olmadığım bir şeyi bulmuşum gibi geldi. West World’un ikinci sezonunun yeni bölümünü izleyip, hayal kırıklığına uğramışken, Altered Carbon’daki saçma sapan açık sahnelerden baymışken işte budur dedirtti.  Bana göre şu son zamanların en başarılı dizisi. Ridley Scott’ın en çok kazanan yönetmenlerden biri olması kesinlikle bir tesadüf değil, işini gerçekten severek yapan bir insanın başarı örneğini görüyoruz.

The Terror dizisi sizi havalar yeni ısınmaya başlamışken alıyor buz gibi bir yere götürüyor. Gerçek bir hikayeden uyarlanan dizi, HMS Erebus ve HMS Terror isimli iki kraliyet donanmasının 1847’lerde henüz keşfedilememiş kuzeybatı geçidini bulmaya çalışırken mürettabatının başından geçenleri konu alıyor. Aslı Dan Simmons’ın kitabına dayanan dizide, Kuzey kutup bölgesinde korkutucu olan tek şeyin soğuk olmadığını görüyorsunuz. Mitoloji, mistik olaylar, manipülasyon, açlık, sadakat, açgözlülük, ihanet ve arkadaşlık bu korku-gerilim dizisinin ana hatlarını oluşturuyor.

Benim diziyi bu kadar beğenmemdeki nedenler şöyle: bir kere çok başarılı bir oyuncu olan  Jared Harris var. Kendisi pek bilinmese de gerçekten çok iyi bir oyuncu, umarım çok daha iyi projelerde karşımıza çıkar.

Ayrıca bazı dizilerde görüp yeni yeni ısındığım Tobias Menzies de dizide. Game of Thrones’daki Mance karakteri ve  Richard Harris’den sonra Dumbledore karakterini canlandıran Ciaran Hinds var.

 

Bilmediğim ama iyi olduğunu düşündüğüm bazı oyuncular da var. Mr. Goodsir ve Mr. Hickey de başarılı performansları ile izlerken bizi bambaşka duygulara sürüklediler. İzleyenler ne demek istediğimi gayet iyi anlıyor, spoiler vermek istemiyorum 🙂 Beğenmemin bir başka nedeni de soğuk iklim, yaşam mücadelesi, eskimolar ve mistik olayların bir arada olması. Eğer siz de kutupları, soğuğu fikren bile olsa seviyorsanız, gerilim dizileri tam bana göre diyorsanız, bu diziyi izlemelisiniz.

Son olarak kitaba ve sonrada diziye konuk olan bu tarihi olay hakkında bulduklarımı sizinle de paylaşmak istiyorum. Öncelikle dizide geçen kaptanların isimleri, gemiler hepsi gerçek kişiler. Gemiler kuzeybatı geçidi için seneler sürecek yolcuğa çıkıyor, 1848 yılında ise kayboluyorlar. Kaptanların, mürettabatın akimeti ise öğrenilemiyor. 2014 yılında Kanadalı arkeologlar tarafından HMS Erebus gemisi bulunuyor, Terror gemisi ise ondan 2 sene sonra bulunuyor. Bunca zaman İngilizler için bir gizem olan gemilerin akıbetinin neredeyse 170 yıl sonra ortaya çıkması, bulunan cesetlerin soğuk dolayısıyla mumyalanmış gibi neredeyse hiç bozulmadan durması İngiliz denizcilik tarihine farklı bir yön vereceği şüphesiz. Ben en çok kaptan Croizer’a gerçekte ne olduğunu merak ediyorum. John Franklin’in karısı Lady Jane Franklin ise aynı dizideki gibi hareket etmiş. İnsanları onların tarihinde o zamanlar en pahalı, zorlu arama kurtarma operasyonu için ateşlemiş, eşi orada yaşam mücadelesi verirken onun da insanları ikna mücadelesi takdire şayan. O kadar uğraşmasına rağmen gemilerin yüzyıldan fazla bir süre sonra bulunması ise üzücü. O zamana dair kayıtlardan okuduğum kadarıyla Jane Franklin, eşi bir ihtimal bulur diye yemesi için buz üzerine konserve yiyecekler de bırakmış. 🙄

You Might Also Like

3 Yorum

  • Reply
    Notslab
    11 Mayıs 2018 at 7:20 PM

    Çok merak ettim.

    • Reply
      KahveKediKitap
      31 Mayıs 2018 at 8:55 PM

      Bu tarz dizileri seviyorsanız mutlaka izlemenizi tavsiye ederim^^

    • Reply
      KahveKediKitap
      29 Haziran 2018 at 10:18 PM

      İzlerseniz, düşüncelerinizi bekliyorum^^

    Bir yorum yazın: